8 Ağustos 2015 Cumartesi

HELLO MONSTER / REMEMBER YOU / 2015




Hello Monster ya da diğer adıyla Remember You romantik-polisiye-gizem türünde 16 bölümlük bir dizi. Başrollerini Reply 1997'den tanıdığımız Seo In Guk ve Fated To Love You'dan sevdiğimiz Jang Na Ra paylaşıyor.

Lee Joon Yeong - Lee Hyeon - Min

Konusundan bahsedecek olursak : Lee Hyeon, babası ve küçük kardeşi Min ile yaşayan çok zeki, dahi bir çocuktur. Bir gün suçlularla görüşme yapan bir polis-psikolog olan babasını ziyarete gider ve orada seri katillikten hüküm giyen Lee Joon Yeong ile karşılaşır. İşte bu noktada her şey başlar.


Çünkü Lee Joon Yeong, Lee Hyeon'u kendine çok benzetir. Kendisi gibi bir canavar olduğunu düşünür. Hatta bir sözü var 'İleride nasıl biri olacağını merak ediyorum' gibi bir şeydi. Herneyse Lee Joon Yeong birşekilde hapishaneden kaçmayı başarır ve Lee Hyeon'u bulur.

            

Birtakım olaylar yaşanır. Bunları size tabiki anlatmayacağım izlemeniz lazım. Vee yıllar sonra Lee Hyeon karşımıza Amerika'da profesörlük yapan ünlü bir profil uzmanı olarak çıkar.


Aldığı bir mail sonrası geçmişte saklı kalan şeyleri ortaya çıkarmak ve kaybettiği şeyleri tekrar geri bulmak için Kore'ye döner.


Bu süreçte ise bir polis olan Cha Ji An ile birlikte olacaktır. Ji An bir sebepten ötürü Lee Hyeon'u uzun zamandır izlemektedir ve onu görür görmez tanır.


Konu kısmını geçtiğime göre en sevdiğim kısma geleyim. Beğendiklerimi yazmaya. Bu şahsiyete çok dikkat edin arkadaşlar. Zira ben dizi boyunca gözlerimi ondan alamıyorum.



Merak edenler için gerçek ismi Park Bo Gum. Kendisini bu dizide keşfettim. Oynadığı rolden midir yoksa kendi aurasından mı bilmiyorum ama gözüme bi ayrı gözüküyor.  ♥_ ♥ 

 

Dizide sevdiğim bir diğer şey ise Ji An'ın ekip arkadaşları. Aralarındaki ilişki çok tatlıydı. Hele o takım lideri yok mu.. ^_^

(๑★ .̫ ★๑)
Şu hareket bir erkeği 15318749848 kat daha fazla çekici yapıyor bence. :D


☆*✲゚*。(((´♡‿♡`+)))。*゚✲*☆
Remember You benim her hafta özlediğim birine kavuşmayı bekler gibi beklediğim, her bölümü altyazılı ve altyazısız olarak en az iki posta izlediğim, her bölüm sonunda davaları ve olayları çözmek için devrelerimin yandığı ama en çok zevk aldığım dizilerden biri oldu. 

Senaryo mü-kem-mel. Oyuncular harika. Daha ne olsun.

En sevdiğim replik o (^‿^✿)


Yazının bu kısmı SPOİLER içerir. İzlemeyenlern okumamasını tavsiye ederim.

  

İtiraf edeyim: İlk defa bir dizide erkek ile kız arasındaki ilişkiden ziyade bu ikisinin halinin ne olacağını merak ediyorum. En çok kızdığımız insanlar aslında en çok sevdiğimiz insanlarmış. Çünkü bizi en iyi onlar yaralayabilir. Min de öyle aslında.

  

 Abisini hala çok seviyor. Hala çok özlüyor. Yanlış tercihler insanın hayatını mahvetse de nedense ben bu karaktere baktığımda bir katil değil yaralı bir çocuk görüyorum. Küçük bir çocuk. Bu sempatim de belki ordan geliyordur.

Velhasıl, kalan son iki bölümde senarist bu çocuğu gerçekten katil yaparsa yakarım orayı. Açık ve net: :D :D


Final sonrası gelen edit: Son iki bölüm hakkında ne söylesem bilemedim. Oy bu Min yüzünden içime bir öküz oturdu. Anlatamam. Ya ben çok seviyorum bu çocuğu. :)
Şu çocuğa adam akıllı, açık ve net bir mutlu son yaşatmayıp tüm sevincimi yarıda bıraktın ya senarist yatacak yerin yok vallaa !!



7 Temmuz 2014 Pazartesi

DİZİLERİN EN'LERİ / PART 1

Ne yazsam diye düşünüp dururken aklıma bu fikir geldi. En beğendiğim dramaları kategorize ederek yazmaya karar verdim. Hem hangi diziyi izlesem diye düşünen arkadaşlara da yararı olur. O zaman... Başlayalım mı?  ^.^


En Çok Ağladığım Dram Dizisi: 49 Days

Valla ne yalan söylim az ağlamadım bu dizide. Öyle böyle değil baya ağladım. Korefanı olan çoğu kişinin izlediği bir dizidir 49 days. Dramın dibidir ama çok da güzeldir. İzlemeyen arkadaşlara tavsiye edilir. Ruh bekçisine bayılacaksınız ;)


En İyi Fantastik Dizi: Man From The Stars

İnsana "Eğer tüm uzaylılar böyleyse, ben uzaya gidiyorum." dedirtebilecek cinsten bi dizidir. Şaka maka bir yana aşırı kaliteli bir dizi MFTS. Oyuncuları, çekim mekanları, kostümleri, senaryosu, müzikleri... Herşeyi ile mükemmel. Soo Hyun ve Ji Hyun'a bir kez daha hayran kaldım bu dizi sayesinde.


En İyi Aksiyon Dizisi: The Fugitive Plan B

O güzelim aksiyon hareketleri Rain'in karizması ve şebekliği ile birleşince ortaya izlemesi zevkli bir dizi çıkmış. Çok fazla aksiyon türü izlemem ama bu diziyi seviyorum. Komedi-aksiyon türü sevenlere önerilir.
 
Şebek yaa :D

En İyi Tarihi Dizi: Moon That Embraces The Sun


Normalde tarihi dizi izlerken sıkılan bir insanım ben. Çok fazla izleyemem ama bu dizide 1 dk bile sıkıldığımı hatırlamıyorum. Kim Soo Hyun için başlamıştım. Beni hiç pişman etmedi. Dizinin reytinglerinin %40 a kadar ulaştığını düşünürsek başarısının harika olduğunu söyleyebiliriz. (◕‿◕✿)


En İyi Gençlik Dizisi: Reply 1997

Reply 1997 aile sıcaklığını, lise arkadaşlarını, aşkları, kısaca o gençlik dönemini çok güzel işleyen bir dizi bence. Karakterler sanki bizden biri gibi. Kendimi onların yerine çok rahat koyabildim ve diziden inanılmaz zevk aldım. Çok güldüm çok eğlendim. O yüzden bu kategorinin yıldızı Reply 1997


DEVAM EDECEK....

30 Haziran 2014 Pazartesi

ANGEL EYES / 2014


Angel Eyes dram türünü sevenlerin çok beğenerek izleyeceği, 20 bölümlük bir dizi. Konusu ise; Park Dong Joo ve Yoon Soo Wan arasındaki talihsiz aşk. Talihsiz diyorum çünkü, bu kadar da olmaz diyeceğiniz tüm olaylar bu ikilinin aşkı çevresinde geçiyor.


Kızın babasının yaptıkları, ölenler, kalanlar, kötü kadınlar, vicdan azapları, sınavdan geçen aşklar... Ne ararsanız bu dizide var. Tüm bunların yanında Dong Joo'nun Soo Wan'a karşı öyle bir aşkı var ki... "Tamam yanımda 'O' olduktan sonra geri kalan herşeye katlanabilirim" diyeceğiniz türden bir aşk.



Dizinin ilk 2 bölümü gençlik yıllarından bahsediyor. Bizimki taa o zamanlardan beri seviyor kızı. Yoon Soo Wan o zamanlarda göremiyor. Buna rağmen bizim çocuk bir an olsun vazgeçmiyor kızdan.


Herneyse işte bu ikili talihsiz bir olay sonucunda ayrılmak zorunda kalırlar ve yıllaaar geçer. Tekrar karşılaşırlar. İkiside birbirini unutamamıştır. Ama birlikte olabilmeleri için bazı şeylerin açığa çıkması gerekmektedir.


Şimdi benim şahsi yorumlamalarıma gelecek olursak.... :D
Diziyi çok beğendim. Dramın dibine vurmuşlar ama yine de sevdim. Tabi bunda Dong Joo'yu oynayan aktörün etkisi büyük. O nasıl bir gülümsemedir arkadaş. Adamın adı 'gamzelim' olarak kalacak :D


Bunun dışında dizideki aşk beni çok etkiledi. Hala ilk günkü gibi birbirlerini sevmeleri, birbirlerini unutmamaları falan çok güzeldi. Gerçek olamayacak kadar güzeldi hatta.


Hiç komik olaylar yok muydu? Tabiki vardı. Diziye kim Seungri'yi koymuşsa çok iyi yapmış. Kendisi itfayeci Teddy olarak karşımıza çıktı dizide. Amerikan-Busan şivesiyle konuşmasına öldüm gülmekten. Çok tatlıydı ya. ^^



Teddy-Hye Joo ikilisi de favorim şahsen. Çok yakışıyorlar bence.


Küçük Dong Joo- Büyük Dong Joo
  Aslında hiç fark etmiyor çünkü ikiside benim bebeklerim :D



Dizide en sevdiğin bir yer vardı." 'Ya .... olmasaydı' Hayat bizim seçimlerimizle, karalarımızla çizilen bir yol aslında. Aldığımız her kararın sorumluluğunu da kabullenmeliyiz bir nevi. Bazı şeyler yaşanmalı ve geçip bitmeli. Keşke demek hiçbirşeyi değiştirmeyecek çünkü." Bunu gösteren bir bölümdü.



Genel olarak bakacak olursak, bu diziyi çok severek izledim ve çok beğendim. Oyuncular, seneryo, ost'ler herşeyi ile güzeldi. Son bölümlerde diziyi uzatmak adına Soo Wan biraz saçma-salak hareketler sergildedi. O kısımlar olmasaydı diziden daha zevk alabilrdim ama bu dizinin bütününü etkiler mi? Tabiki hayır. Tavsiye edebileceğim bir dizi Angel Eyes. Dizi arayışında olanlara duyurulur. ^^




9 Haziran 2014 Pazartesi

200 POUNDS BEAUTY / 2006


200 Pound Beauty en son izlediğim kore filmi. Genellikle 2010 yılından önceki yapımları pek izlemiyorum çünkü görüntü kalitesi düşük oluyo baya ama bu filmi nedense merak ettim. Öyle bi neymiş bakim falan derken baya baya hoşuma gitti.


Filmimizin konusu ise şöyle: Şimdi yukarıda gördüğünüz şişman kızımız aslında sesi çok güzel olan ama görüntüsü nedeni ile başka bi şarkıcının yerine şarkı söyleyen bi kızdır. Aşık olduğu kişi ise Yerine şarkı söylediği Amy'nin menajeri gibi bişe. Hanna bu ikisinin kendisi hakkında alaylı konuşmalarını duyar ve o an değişmeye karar verir.


Bir dizi estetik operasyon-diyet-spor üçlüsünden sonra Hanna artık bambaşka bi kız olur. Yapacağı ilk şey ise Sang Ju'nun karşısına çıkmak olacaktır fakat başka bir kimlikle.


Kızın aşık olduğu adamı empress ki izleyenler tanır. Orda çonha ^^ Herneyse benim yorumuma gelecek olursak ben filmi beğendim. Kızın oyunculuğunu beğendim, adamın gülüşünü beğendim, aradaki karakterleri beğendim.

Çirkin olmak suç mu? :D :D

Kalbimi kırdın. Bir mendil bunu düzeltemez.
Bu iki sahne favorimdi bu filmde. 1. sinde çok güldüm. Kız tabiri caizse adamın saçını başını yoldu. :D 2. sinde de üzülmüştüm. Gülerken ağlamak bana hep çok samimi gelmiştir.


Bu da bonusumuz. Sırf filmin son 10 dksını görmek için yine izlerdim bu filmi. :D



Son olarak: Bu film öyle çok 'mutlaka izlenmesi gerek' tarzı bi film değil ama kötü de değil. Konusunu ve oyuncuları sevenlerin, görüntü kalitesini dert etmeyecek olanların zevkle izleyebileceği bi film. Sahsi adıma ben beğendim. Müziklerini de çok sevdim. Tavsiyer eder miyim? Ederim.
Ama tabiki herkesin kendi zevki. Kendinize iyi bakın ^^